Türkçe, Türk Edebiyatı, Dil ve Anlatım Bilgileri

dil ve anlatım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dil ve anlatım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2014 Salı

ANLATIMA HAZIRLIK

Duygu ve düşüncelerin, gözlem ve izlenimlerin
değişik yollarla ortaya konulmasına anlatım
denir.

Yapılacak her iş, bir hazırlık süreci gerektirir. Hazırlıksız
olarak yapılan işlerde başarılı olmamız mümkün
değildir.

Yazılı veya sözlü her anlatımda bir hazırlık aşaması
olmalıdır.

Anlatıma hazırlık aşaması:

– Bilgi toplama,
– Bilgileri deneyimlerle zenginleştirme,
– Düşünceleri gruplandırma,
– Yazılacak yazının veya yapılacak konuşmanın
   amacını belirlemektir.

Bilgi toplamak için başlıca yollar:

– Okuma ve araştırma,
– Dinleme,
– Gözlem yapma,
– Not alma,
– Özet çıkarma,
– Alıntı yapma,

olarak sıralanabilir.

Ayrıca neyi, niçin ve nasıl anlatacağımızı kafamızda
belirlememiz tutarlı bir yazı ve konuşma oluşturmamız
için etkili olacaktır.

Bir yazıyı yazarken yazacağımız konuda hazırlıklı olmamız,
daha başarılı olmamızı sağlayacaktır. Hazırlık yapılmadan
yazılan bir yazı, konuyu iyi yansıtamayacak ve yetersiz
kalacaktır.


OKUMA

Okumak, bir konuda bilgi edinmek için en önemli
yoldur. Okuyarak bir konunun ayrıntılarını ve farklı
yönlerini öğreniriz. Okumayı, okuyucunun amacına
göre:

– Seçmeksizin okuma (gelişigüzel, amaçsız
okuma),
– Zevki geliştirmek için okuma (seçici okuma),
– Araştırma amacıyla okuma,
olarak gruplandırabiliriz.

Bir konuda bilgi sahibi olmak için araştırma
amaçlı okumaya başvurulur.

Yazacağımız konu hakkında araştırma yapma
ve kitap, dergi, ansiklopedi, gazete veya internet
gibi değişik kaynaklara başvurma yazma amacımıza
uygun bir metin oluşturabilmek için gereklidir.


DİNLEME

Dinleme de bilgi toplama yollarındandır. İnsan,
dinleyerek de birçok bilgiye sahip olabilir.


GÖZLEM YAPMA

Gözlem, bir şeyi diğerlerinden ayıran yanları fark edebilmek
için onu planlı olarak incelemeye denir.

Yazıda aktaracaklarımızı sadece
kitaplardan okuyarak öğrenemeyiz. Gözlem, okuyarak
edinemeyeceğimiz ayrıntıları fark etmemizi sağlar.

Gözlemden her türlü yazıyı yazarken yararlanabiliriz.
Ancak özellikle edebi türlerde, öyküleme ve betimleme
yapılırken gözleme başvurulduðu söylenebilir.

Örneğin, bir varlığın görünümünü anlatmak istiyorsak
onu uzun süre incelemeli ve benzerlerinden ayıran
yönleri saptamalıyız. Ya da yazımızda değişik insan
tiplerini, karakter özelliklerini yansıtmak istiyorsak,
önce bu insanları gözlemlemeli, özelliklerini belirlemeliyiz.
Böylece daha başarılı bir yazı ortaya koyabiliriz.

İyi bir gözlem yapabilmek için görmekle bakmak
arasındaki ayrımı fark etmeliyiz.

UYARI
Görmek ve bakmak, birbirinden farklı
kavramlardır. Görmek, gözümüzle karşımızda
duran nesneyi algılamaktır. Bilinçli olarak
yapılan bir hareket değildir. Bakmak ise bakışı
bilinçli olarak bir şey üzerine yöneltmektir.

Gördüğümüz şeyleri bir süre sonra unuturuz. Bir
şeyin ayrıntılarını fark etmekse gözlemlemekle, yani
bakmayı öğrenmekle olur.


NOT ALMA

Bir şeyi hatırlamak için yazılan kısa yazılara not denir.

Not almak bilgilerin daha sonra hatırlanmasını
sağlar. Önemli bilgileri unutmamak için onları not almak
gerekir.

Not almak bir şeyi aynen yazmak değil, önemli
yönlerini kısaca yazmaktır.

Not alırken gereksiz ayrıntılara yer verilmemelidir.
Not; okunan, dinlenen veya görülenlerden alınabilir.


Okunanlardan Not Alma

Gazetede, kitapta, dergide ya da internette okunan
bir yazının önemli bölümlerinin yazılmasıdır. Okunan
metnin ana noktaları iyi belirlenmeli ve bunlar daha
sonra anlaşılacak biçimde not alınmalıdır. Yazının
iyice okunup anlaşılması not alma için önemlidir.
Anlamadan not almak mümkün değildir.

Not alınan bilgilerin nereden alındığı belirtilmelidir.


Dinlenenlerden Not Alma

İnsanın dinlediği her şeyi hatırlaması mümkün
değildir. Bu yüzden, dinlenen bilgiler kısa notlar halinde
yazılmalıdır. Not alan kişi, konuşmanın aynısını
yazmaya çalışmamalıdır.

Konuşmanın önemli yönlerini kısaltarak not almak,
konuşmanın anlaşılmasında da yardımcı olacaktır.

Not alırken, not alan kişi birtakım kısaltmalardan
yararlanabilir.

Görülenlerden Not Alma

Varlıkların ve olayların farklı yanlarını belirlemek
için gözleme başvururuz. Ancak gözlemlerimizi unutmadan
etkili bir şekilde anlatabilmek için incelediğimiz
veya gözlediğimiz şeyle ilgili kısa notlar almalıyız.

Not aldıktan sonra, aldığımız notlardan birbiriyle
ilgili olanları bir araya getirmeli, yazacağımız
yazıyla ilgilerini saptamalı ve yazma
amacımıza göre sıralamalıyız.


ALINTI YAPMA

Bir yazıya, birinin bir sözünden alınmış parçaya
alıntı (iktibas) denir. Bir konuyla ilgili yazarken o konuda
uzman kişilerin sözlerine yer vermek yazıda inandırıcılığı
artırır ve yazının daha etkili olmasını sağlar.

Alıntı yaparken, alınan sözün nereden alındığı
mutlaka belirtilmelidir.

Alıntı yapılan kaynaklar, dipnot ya da bibliyografi
yoluyla verilebilir.

Yazıdaki alıntıların kaynağı ile ilgili sayfa sonuna
konulan kaynak bilgisine dipnot,

Bir eserin hazırlanmasında yararlanılan kaynakların
konu sonunda alfabetik sırada verilmesine bibliyografya
(kaynakça) denir.

Yazıdaki alıntılarla ilgili kaynak göstermek, metni
inandırıcı yapar.

Dipnot şöyle gösterilir:

Yazıdaki alıntı bilginin yanına bir parantez içinde numara
verilir. Daha sonra sayfa sonunda bu numara karşısına
alıntı yapılan kaynakla ilgili açıklamalar yazılır.

Dipnot koymanın amaçları şunlardır:

→ Verilen bilgilerin doğruluğunu desteklemek
→ Aynı konuda araştırma yapmak isteyenlere
     kaynak göstermek
→ Yazının inandırıcı ve güvenilir olmasını sağlamak
→ Aktarılan bilginin yazarına hak ettiği değeri
     vermek

Dipnot nasıl verilir yazısı için buraya tıklayınız.


ÖZET ÇIKARMA

Özet çıkarma, “ayrıntıları atma sanatı” olarak
tanımlanabilir.

Özet, okunan bir yazının ana düşüncesi değişmeden
kısaltılarak yazılmasıdır.

Özetlenecek yazı, iyi anlaşılmalı ve anlatılmak istenen
düşünceye dikkat edilmelidir. Yazıda verilmek
istenen mesaj özette ortaya konmalıdır.

Bir yazının özeti, o yazıdaki anlamı ve anlatılanları
ana hatlarıyla yansıtır. Özet çıkaran kişi, buna dikkat
etmeli ve yazıyı kendi düşüncelerinden bağımsız
olarak ele almalıdır.

Özetleri okumak, okumadığımız kitaplar hakkında
fikir sahibi olmamızı sağlayacağından faydalıdır.


Toplanan Bilgileri Düzenleme

Yazı veya konuşma hazırlarken, yazacağımız veya
konuşacağımız konuda bilgi topladıktan sonra topladığımız
bilgiler, kişisel deneyimlere, hazırlanacak
metnin amacı ve hedef kitlesine göre düzenlenmelidir.

Başarılı bir düzenleme için:

– Deneyim ve araştırmalardan elde edilenler kısa
   kısa not edilmeli.

– Konular alt alta yazılmalı ve gruplandırılmalı

– Notlardan birbiriyle ilişkili olanlar bir araya getirilmeli.

– Düşünce, bulgu ve bilgiler sıralanmalı ve kümelendirilmeli;
   yazının iletisi ve amacıyla ilgileri
   bakımından değerlendirilerek belli bir sıraya
   konulmalıdır.

Toplanan bu düşünce, bilgi ve bulgular, ana düşünce
etrafında, belli bir plan dahilinde bir araya getirilmelidir.

Metinde anlatılacak düşünceler genelden özele
ya da özelden genele gidilerek bir araya getirilebilir.

Fakat belli bir ana düşünce etrafında birleşen düşünceler
arasında sebep-sonuç ilişkisi kurulmasına ve tutarlı
bir sıra izlemeye dikkat edilmelidir.

Eğer öyküleme türünde bir metin oluşturuyorsak
öykünün anlatılmasına nereden ve nasıl başlayacağımızı,
olayın hangi noktalarını anlatacağımızı, hangi
kısımlarını tekrar edip hangi kısımları okuyucuya bırakacağımızı
belirlemeli ve düşünmeliyiz.

Bir yazıyı oluştururken, her yazının kendi düzeni,
teması ve ifade biçimiyle kendi içinde anlamı olan organik
bir birlik olduğunu unutmamalı; bu ögelerin hepsini
göz önünde bulundurmalıyız.

Ayrıca, bir yazı veya konuşma hazırlarken tanınmış
yazarlara ait metinleri incelemek ve bu yazarları
örnek almak bize yarar sağlayacaktır.

Deneyim kazandıkça daha iyi işler yapacağımız
kesindir. Bir yazı veya konuşma hazırlarken deneyimimiz
ve kültürel birikimimiz bize oldukça önemli bir
katkı sağlayacaktır.

Anlatıma Hazırlık konusu ile ilgili çalışma kağıdı için buraya tıklayınız.

Anlatıma Hazırlık konusu test soruları için buraya tıklayınız.


Share:

DİPNOT OLUŞTURMA YÖNTEMLERİ

Dipnot nedir, nasıl oluşturulur?

Dipnotta sırasıyla şu bilgilere yer verilir:

Yazarın adı, kitabın adı, baskı sayısı, yayınevi,
basıldığı yer, kitabın yayım tarihi, sayfa numarası

Örnek:

(1) Ahmet Hamdi Tanpınar, Beş Şehir, 18. Baskı,
Dergah Yayınları, İstanbul, 2004, s.125



→ Aynı kaynaktan tekrar alıntı yapılırsa, başka bir
kaynak adı araya girmemişse "adı geçen eser"
ifadesi kısaltma şeklinde (a.g.e.) ve sonrasında
alıntı yapılan sayfanın numarası yazılır.

Örnek:

(2) a.g.e. , s.150

(3) a.g. makale, s.30



→ Eğer alıntı bir dergi ya da ansiklopediden yapılmışsa
önce yazarın adı soyadı ve alıntı yapılan
yazının başlığı tırnak içinde yazılır. Daha sonra
kaynağın adı, cilt, sayı, yayımlanma tarihi ve sayfa
numarası yazılır.

Örnek:

Yazar Adı, "Yazı Başlığı", ….. Dergisi, c. XI,
sy.4(1987), s.150 - 155



→ Alıntı yapılan eser birden fazla yazar tarafından
yazılmışsa isimleri arka arkaya yazılır. Yazar sayısı
üçten fazlaysa ilk sıradaki yazarın adı belirtildikten
sonra "ve diğerleri" sözü eklenir.

Örnek:

Yazar Adı, Yazar Adı, Yazar Adı, Kitabın Adı, Yayınevi,
İstanbul 2000, s.125

Yazar Adı ve diğerleri, Kitabın Adı, Yayınevi, İstanbul
1993, s:25



→ Alıntı yapılan eser bir kurum tarafından yayımlanmışsa
sırasıyla kurumun adı, eserin adı, basıldığı
yer, basım yılı, sayfa belirtilir.

Örnek:

Kurum Adı, Yayın Adı, Aralık, İstanbul 2001, s.20



→ Alıntı çeviri bir eserden yapılmışsa sırasıyla yazar
adı, eserin adı, eseri çeviren kişinin adı, yayınevinin
adı, basıldığı yer ve yıl ve alıntı yapılan sayfalar
yazılır.

Örnek

Yazar, Kitap Adı, Çev. Adı Soyadı, Yayınevi, İstanbul
1998, s.47
Share:

19 Haziran 2014 Perşembe

Tartışma Türleri-2 / Sempozyum, Forum, Açık Oturum,Münazara ,Panel

Sempozyum, Forum, Açık Oturum,Münazara ,Panel

SEMPOZYUM (BİLGi ŞÖLENİ)

Belli bir konuda uzmanlaşmış kişilerin bir araya
gelip kendi alanlarının bir problemi ile ilgili olarak hazırlanıp
gerçekleştirdikleri toplantılara sempozyum
denir.

Sempozyumda aynı konu farklı bakış açılarından
ele alınır. Sempozyum, birden çok oturumda yapılır
ve genellikle birkaç gün sürer. Sempozyumda önceden
belirlenmiş bir konuşmacı grubu vardır. Grupta
bulunan her kişi aynı konunun farklı bir yönünü inceleyip
konuşma metnini hazırlar. Belirtilen tarih ve yerde
bir araya gelerek konuşmasını yapar. Her oturumun
bir başkanı vardır. Her konuşmacının konuşacağı
saat ve konusu bir düzenleme kurulu tarafından
belirlenir. Düzenleme kurulu, sunulacak bildirileri seçme,
yayınlama sürecinde ve sempozyum düzeninin
sağlanmasında görevlidir.

Sempozyumda konuşmacıların sempozyumda
sunulmak üzere hazırladığı metne bildiri denir. Her bildiride
konu farklı bir bakış açısıyla ele alınır. Her metin
ve konuşma hem kendi başına hem de diğer metinlerle
beraber bir bütündür. Bildiri metinleri, yazılı
metin olarak makale türünün özelliği taşır. Konuşmacı,
bu metni önemli noktaları vurgulayarak, dinleyiciyi sıkmadan
sunmalıdır. Sempozyum, bu bildirilerin okunup
tartışılmasıyla gerçekleşir.

Sempozyum sonunda başkan, yapılan sunumları
özetleyerek bir sonuca ulaştırır.

Her konuşma sonunda dinleyiciler, konuşmacılara
soru sorabilir.

Sempozyumda dinleyiciler konuyla ilgili önceden
bir bilgiye sahip kiþilerdir.

Sempozyumda yapılan tartışmalar yayımlanarak
halka duyurulabilir.

NOT

Sempozyumun bilimsel içeriğe sahip olması
ve dinleyicilerin konuyla ilgili ön bilgilere sahip
olması onu diğer tartışma türlerinden ayırır.

FORUM

Eski Romalılar zamanında kamu işlerini konuşmak
için halkın toplandığı alan anlamına gelen forum,
toplumu ilgilendiren sosyal bir konunun dinleyicilerin de
aktif olarak yer almasıyla tartışıldığı tartışma türüdür.
Foruma konuyla ilgili olan, farklı yaş ve kültür seviyelerine
sahip herkes katılabilir. Konuyla ilgili uzmanlar
da forumda yer alabilir.

Forum, bir başkan tarafından yönetilir.

Forum başkanı:

- Tartışma konusunu çok iyi bilmeli,

- Foruma katılacak konuşmacı ve dinleyicileri
çeşitli yönleriyle ve eğilimleriyle iyi tanımalı,

- Olay ve konuşmaları kısa sürede iyi algılamalı,

- Farklı düşünceler arasında ilişki kurabilecek
kültür, anlayış ve yeteneğe sahip olmalı,

- Konuşmanın akışını yönlendirecek hoşgörü ile
donatılmış bir otoriteyi ustalıkla kullanmalıdır.

Forum, başkanın forum konusunu ve kurallarını
açıklamasıyla başlar.

Başkan ilk önce konuyu olumlu ve olumsuz yönleriyle
dinleyicilere açıklar. Sonra da konuşmak isteyen
konuşmacı ve dinleyicilere söz hakkı verir. Forumda
konuşmalar forumun konusu çevresinde birleşmelidir.
Forumda katılımcı sayısı, diğer tartışma türlerinden
fazla olduğu için başkana diğer tartışma türlerinden
daha fazla görev düşer. Başkan, çıkacak tartışmalara
engel olmalı ve konunun dağılmasına izin vermemelidir.

Kamuoyunu aydınlatmak düşüncesiyle belli bir
konuda uzmanlaşmış kişilerin bir konuyu tartışmaları
ve tartışmaların ses ve görüntülerinin teknik imkanlarla
tespit edilmesi ve basın organları aracılığıyla yayımlanması,
dinleyicisiz forumun ortaya çıkmasına
sebep olmuştur.

Forumların en önemli ve ayırıcı özelliği, dinleyicilerin
tartışmaya katılarak fikirlerini
açıklamasıdır.


AÇIK OTURUM

Toplumu ilgilendiren bir konunun çeşitli yönleriyle
o konudaki uzman kişiler tarafından tartışılmasına
açık oturum denir.

Açık oturumda toplumsal bir sorunun aydınlatılması
ve bu soruna çözüm aranması amaçlanır. Seçilen
konular, geniş bir halk kitlesinin ilgi duyduğu konulardır.
Açık oturumda 3 - 5 kişilik bir konuşmacı grubu
ve başkan yer alır. Konuşmacılar genellikle eser ve
çalışmalarıyla tanınmış kişilerdir.

Açık oturum, başkanın konuşmacılara belli bir süre
vermesiyle gerçekleştirilir. Konuşmalar, aynı konuyu
farklı yönden aydınlatacak nitelikte olmalıdır. Başkan,
konuşmalar bittikten sonra konuşmaları özetler.
Açık oturum, dinleyici grubu önünde veya dinleyiciler
olmadan, radyo veya televizyon yoluyla dinleyicilere
ulaşılarak yapılabilir.

Dinleyiciler tartışma içinde yer almaz.

Açık oturum sonunda forum düzenlenebilir. Fakat
forumda uzun konuşmalar, gereksiz hareket ve taşkınlıklara
izin verilmemelidir.

MÜNAZARA

Münazara, karşıt iki görüşün (tez ve antitez) iki
grup tarafından jüri önünde savunulmasıdır. Münazarada
diğer tartışma türlerinden farklı olarak jüri ve kazanan
kaybeden taraflar vardır.

Münazara, öğrencileri daha iyi yetiştirme isteğiyle
genellikle okullarda düzenlenen bir tartışma türüdür.
Münazarada tartışılacak konu önceden belirlenir.
Taraflar önceden konuyla ilgili hazırlık yaparlar. Bu,
münazaranın daha başarılı geçmesini sağlar.
Taraflar en az üçer kişiden oluşur. Her grubun bir
başkanı vardır. Gruplar, sırasıyla ele alınan konu hakkındaki
görüşlerini savunurlar.

Her grubun başkanı öne sürülen düşünceleri ve
ortaya konulan tez ya da antitezleri açıklayan genel
bir konuşma yapar.

Jürinin değerlendirmesi sonucunda kazanan ve
kaybeden taraf belirlenir.

Münazara, öğrencilere ders dışında araştırma
yapma ve eleştirel düşünme yeteneği kazandırır. Ayrıca
öğrencide kendine güven duygularının gelişmesine katkıda
bulunarak konuşma yeteneğini de geliştirir.

Münazarada amaç, konuşmacıların düşünceleri
karşılaştırarak tez ya da antitezi başarıyla savunmaları
ve diğer grubun düşüncelerini çürütebilmeleridir.

Münazarada bilimsel doğruluk aranmaz; konuşmacı
bilinen en genel doğrunun bile tersini savunabilir;
önemli olan düşüncelerini inandırıcı bir şekilde savunabilmesidir.

Münazarada tartışılacak konunun özelliği, iki
farklı yönünün bulunmasıdır. Tek yönlü konular münazarada
tartışılamaz.

Diğer tartışma türlerinde bulunmayan jüri en
az üç kişiden oluşur ve konuşmacıları konuyu
ele alış ve savunma tarzı, konuya hakimiyetleri,
inandırıcı olmaları, dili, jest ve mimiklerini
doğru bir şekilde kullanmaları yönlerinden
değerlendirir.

PANEL 

Panel, herkesi ilgilendiren sosyal bir konu hakkında
tartışmak ve bir düşünce alışverişinde bulunmak
amacıyla düzenlenen tartışma türüdür.

Panelde, ele alınan konu hakkında bir sonuca
ulaşmaktan çok konunun çeşitli yönlerden aydınlatılması
amaçlanır.

Panel, dinleyicilerle konuşmacıların bir konu üzerinde
birlikte düşünme isteği çevresinde düzenlendiğinden,
samimi bir ortamda, az sayıda dinleyiciyle yapılır.

Panelde konusunda uzman en az üç konuşmacı
ve bir başkan bulunur. Konuşmacılar konu ile ilgili görüşlerini
verilen süre içinde kısaca ifade eder.

Panel başkanının görevi konuşmacıları yönetmek,
konuyu ortaya koymak, dinleyicilerin görüş belirtmelerine
izin vermek ve söylenenlere kendi düşüncelerini
de ekleyerek toplantıyı sonlandırmaktır.

Panelde amaç bilgilendirmek olduğu için dil, göndergesel
işlevdedir.


SUNUM konusu için buraya tıklayabilirsiniz.
Share:

18 Haziran 2014 Çarşamba

TARTIŞMA TÜRLERİ -1 / SUNUM NEDİR?

SUNUM VE ÖZELLİKLERİ

Bilgileri yenileme, pekiştirme, hatırlatma, önemli
noktaları öne çıkarma; bir çalışma sonucunu açıklama;
laboratuvar araştırmalarını sunma; anket sonuçlarını
ifade etme; bir deneyin, çalışmanın sonucunu
ifade etme; önemli olay ve olguları dile getirme amacıyla
yapılan konuşmalara sunum denir.

Her sunum, belli bir konuyla ilgilidir.

Sunum her konuda yapılabilir.

Sunumun konusu, çeşitli kaynaklardan iyice
araştırılmış olmalıdır.

Sunumlarda amaç bilgiyi yenileme,
araştırma ve anket sonuçlarını değerlendirme, bilime
katkıda bulunmadır. Dil, göndergesel işlevde kullanılır.
Sunumda dinleyiciler de konuyla ilgili, konuya ilgi
duyan kişilerden oluşur. Sunumda bilgiler dinleyicilere
çeşitli yollarla aktarılabilir. Teknolojinin sunduğu imkanlardan
yararlanılabilir.

 Örneğin:

- CD, projeksiyon, mikrofon, slaytlar, slayt makinesi,
hoparlör, tepegöz gibi teknolojik aletlerden yararlanılabilir.

Sunumda görsel malzemeler konuşmanın ilgi çekici olmasını
ve verilen bilgilerin daha kalıcı olmasını sağlar.

Sunumda ayrıca belge, grafik, tablo gibi görsel
malzemeden yararlanılabilir ve bunlar önceden hazırlanıp
dinleyiciye dağıtılabilir.

Sunumun bu şekilde değişik duyulara seslenir
hale gelmesi düz bir anlatıma göre daha ilgi çekici
olacaktır. Bu da sunumun daha etkili ve kalıcı olmasını
sağlar.

Slaytlar, konuşmacı ile dinleyiciyi birleştiren bir
unsurdur. Bir sunumda slaytlardan yararlanılarak etkili
bir iletişim gerçekleştirilebilir.

SLAYT NEDİR ? 

Üzerindeki resim ve şekilleri beyaz bir zemin üzerine yansıtmak amacıyla tepegöze konan şeffaf, ışığı geçiren kâğıt veya madde. (TDK Sözlük)


 Sunumda  kullanılan  slaytlar bazı özelliklere sahip olmalıdır:

→ İlk slaytta, sunulacak konu, ana başlıklar halinde
ifade edilmiş olmalıdır.

→ Slaytlarda kullanılacak cümleler kısa ve öz bir şekilde
yazılmalıdır. Sunulan metnin tamamına veya
gereksiz ayrıntıya yer verilmemelidir.

→ Dikkati dağıtacak gereksiz şekil ve resimlere yer
verilmemelidir.

→ Dikkat dağıtıcı yazı karakterleri ve tamamı büyük
harfle yazılmış cümlelerden kaçınılmalıdır.

→ Slayttaki bilgilerin dinleyiciler tarafından dikkatle
okunduğu unutulmamalı, okunması için yeterli
zaman verilmelidir.

→ Sunumu yapan kişinin söyledikleriyle slaytlar arasında
eş zamanlılık olmalıdır. Eğer teknolojik
malzemeyi başkası kullanıyorsa konuşan kişiyle
uyum içinde olmalı ve bu eş zamanlılığa dikkat
edilmelidir.


S u n u m u n ,
amacına uygun
bir şekilde gerçekleşebilmesi
için sunum öncesi
ve sunum
sırasında dikkat
edilmesi gereken
bazı noktalar bulunmaktadır.

Sunum Öncesi

• İyi bir sunum için sunum öncesinde hazırlık yapılmalı
ve konu yeterince araştırılmalıdır.

• Sunumun belli bir süre içinde gerçekleşeceği göz
önünde tutularak bu süreye uygun bir planlama
yapılmalıdır.

• Sunuma başlamadan önce sunum yapmadaki
amaç iyi belirlenmeli, sunum yapılacak dinleyiciler
hakkında bilgi sahibi olunmalıdır.

• Sunum yapacak olan kişinin sunum yapacağı konuya
hakim olması sunumun daha başarılı geçmesini
sağlar. Bu yüzden konuşmacı, konusuna
iyi hazırlanmalı, konuyla ilgili değişik kaynaklardan
yararlanarak araştırma yapmalıdır.

• Sunumda kullanılacak olan malzemeler belirlenmeli
ve kullanılacak teknolojik araç gereçler mutlaka
önceden kontrol edilmelidir.

• Sunumda slayt kullanılacaksa bu slaytlar hazırlanmalı
ve düzenlenmelidir.

• Konuşmacı, sunum yapacağı salonu önceden
görmeli ve orada prova yapmalıdır.

Sunum Anı

• Sunum yapan kişi, konuşmasına, kendini tanıtarak
ve dinleyicileri selamlayarak başlamalı, sunumun
amacı ve sunacağı konunun ana hatları
hakkında bilgi vermelidir.

• Ses tonunu işitilebilir bir şekilde ayarlamalı, kelimeleri
doğru telaffuz etmeye dikkat etmelidir. Yalın
ve anlaşılır bir dil kullanmalıdır. Sahneyi veya
kürsüyü rahat kullanmaya, dinleyicilerle iletişim
kurmaya dikkat etmelidir.

• Jest ve mimiklerini, vücut dilini etkili bir şekilde
kullanmaya özen göstermelidir.

• Sunumu yapan kişinin, kendinden emin bir duruşu
olmalı, ciddi, ağırbaşlı ve derli toplu bir görünüm
sergilemelidir.

• Sunumda kullanılan teknolojik aletleri sunumu
yapan kişi değil başkası kullanıyorsa sunum yapan
kişiyle uyumlu hareket etmelidir.

• Dinleyicilerin slayttaki cümleleri okuması için yeterli
zaman verilmelidir. Dinleyicilerin, slayttaki
cümleleri dikkatle okuduğu unutulmamalıdır.

Sunum Sonu

Sunum yapan kişi, sunum sonunda konuyu kısaca
özetlemelidir.

• Dinleyicilere teşekkür ederek konuyla ilgili sorularını
sorabileceklerini söylemelidir.

• Sorulara gereksiz ayrıntılara girmeden, açık ve
net cevaplar verilmelidir.

• Dinleyicilerle tartışmaya girmemeye dikkat edilmelidir.

• Konuşmacı, konuyla ilgisiz soruların konu dışı olduğunu
belirtmeli ve bu soruları cevaplamaya çalışmamalıdır.

• Cevabını bilmediği sorular karşısında orada bulunan
uzmanların görüşlerine başvurmalıdır.

TARTIŞMA TÜRLERİ konusu için buraya tıklayabilirsiniz.


Share:

31 Mart 2014 Pazartesi

Destansı Anlatım

DESTANSI ANLATIM

Destansı (epik) anlatım, destan türü metinler temel
alınarak oluşturulmuş metinlerde kullanılan anlatım
biçimidir. Destanlar, bir milletin başından geçmiş
ve onu etkileyen savaş, göç, kahramanlık gibi olaylar
etrafında şekillenen ve bu olayları olağanüstü olaylar
ve kişiler ekseninde anlatan metinlerdir. Bunlara
doğal destan denir.


Anonim olarak ortaya çıkan bu destanlar haricinde
bir de bir yazar tarafından destan özelliklerine uygun
olarak yazılmış, oluşturulmuş destanlar vardır. Bu tür
destanlara yapay destanlar denir. Destansı anlatım,
özellikle yapay destanlarda kullanılan anlatım biçimidir.

Bir milletin başından geçmiş tarihsel ve toplumsal
olayların okuyucuda coşku ve heyecan uyandıracak
biçimde olağanüstü ögelere de yer verilerek anlatılmasına
destansı (epik) anlatım denir.








Destansı anlatım özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

1) Destansı anlatımla oluşturulan metinlerde çıkış
    noktası doğal destanlar olsa da bu tür, doğal      destanlardan
    farklıdır. Doğal destanlar, bir milletin
    başından geçtiği varsayılan olaylara mitolojik
    ögelerin ve olağanüstü güçler taşıyan   kahramanların,
    yaşanması mümkün olmayan olaylar da
    karıştırılarak abartılı bir şekilde anlatıldığı türdür.

   Destansı anlatımda ise genellikle yaşandığı kesin
   olan bir olaydan yola çıkılır. Olağanüstü olaylara,
   abartılı yönlere bir ölçüde yer verse de bu
   ögelerin varlığı doğal destanlarda olduğu gibi
   abartılı değildir. Bu bakımdan destansı anlatım
   doğal destana göre daha gerçekçidir diyebiliriz.

   Destansı anlatımda bir milletin tarihini etkileyen
   olaylara ve bu olaylarda yer alan kişilere yani tarihsel
   açıdan önemli kişilere yer verilir. Kişi ve
   olaylar, olağanüstü unsurlara yer verilerek anlatılır.



2) Destansı anlatımda yer alan konular,       kahramanlık,
    savaş, vatan ve bayrak sevgisi gibi toplumsal
    konulardır. Bu anlatımda çoğunlukla olağanüstü
    özellikleri olan kahramanların, milletlerini      kurtarmaları
    işlenir. Genellikle erkek olan bu kahramanların
    yiğitliği ön plana çıkarılır ve düşman
    karşısında nasıl cesurca savaştıkları dile getirilir.





3) Destansı anlatımda coşku ve heyecan içeren metinlerde olduğu gibi coşkulu bir dil kullanılır. Bu iki anlatım türünü birbirinden ayıran temel fark şudur:
Coşku ve heyecana bağlı anlatımda yazar, kendinden yola çıkar, kendi duygularını anlatır.
Yazar kendisi merkezdedir.Amacı, duygularını okuyucuya hissettirmektir.
Destansı anlatımda ise yazar, kişisel duygularını yansıtmayı değil toplumsal tarihi bir olayın okuyucuda coşku ve heyecan uyandırmasını amaçlar.


4) Destansı anlatımda dilin genellikle şiirsel işlevinden yararlanılır.


5) Tarihi bir olayı ele alan her metnin destansı bir anlatımla yazıldığı söylenemez. Tarihi bir metinde yaşananlar bire bir anlatılırken destansı anlatım farklıdır. Bir metnin destansı anlatım olabilmesi için bu türün özelliklerini taşıması gerekir.


6) Destansı anlatım, tarihi olayları anlatan metinlerin tamamında ya da bir kısmında kullanılabilir.


7) Destansı anlatımda olaylar anlatılırken sanatlı söyleyişlere başvurulabilir.Örneğin olaylar ya da kahramanın özelliği verilirken mübalağa (abartma) sanatından yararlanılabilir.Bunun yanında benzetme, istiare gibi söz sanatları; ölçü,uyak gibi biçimsel ögeler kullanılarak etkili bir anlatım oluşturulabilir.

8) Destansı anlatımda olay unsuru ön planda olduğundan anlatıma hareket katan fiil türündeki sözcüklere yer verilir.Bu nedenle bu anlatım türünde fiillerin kullanımı oldukça önemlidir.


Örnek Metin:

Şu boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
En kesîf orduların yükleniyor dördü beşi,
-Tepeden yol bularak geçmek için Marmara'ya
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya

........


Âsım'ın nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.
Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,

Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
Bir hilâl uğruna, yâ Rap, ne güneşler batıyor!
Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
Gökten ecdad inerek öpse o pâk alnı değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd'i...
Bedr'in aslanları gibi şanlı idi.
Sana dar gelmeyecek makberi kimler
"Gömelim gel seni târîhe" desem, sığmazsın.

                                     Mehmet Akif Ersoy


Destansı Anlatım çalışma kağıdımızı çözmeyi unutmayın. Ulaşmak için buraya tıklayınız.
Share:

22 Mart 2014 Cumartesi

YAPILARINA GÖRE FİİLLER (EYLEMLER)

YAPILARINA GÖRE FİİLLER (EYLEMLER)

Fiiller, yapılarına göre üç grupta incelenir:

1) Basit Fiiller: Yapım eki almamış ve başka bir sözcükle
birleşmemiş fiillerdir. Bir fiil ne kadar çekim eki
alırsa alsın, yapım eki almamışsa basit fiildir.

Sana bu soruyu dün mü sormuştu?

Telefon numaranı nereye yazmıştım?

Onu bugünlerde çok görüyorlarmış.

2) Türemiş Fiiller: Fiil kök ve gövdelerine getirilen fiil
türetme ekleriyle yapılmış sözcüklere türemiş fiiller
denir.

İsimden türemiş fiiller:

Herkes bu ortak görüşte birleşti.

Sıcak hava beni öyle susattı ki!

Onu hepimiz benimsedik.

Fiilden türemiş fiiller:

Bu olaya bütün gün söylendi.

Onun bu sözleri üzerine gülüştük.

Ders notlarını bize yazdırdı.

3) Birleşik Fiiller

Birden çok sözcüğün anlam ve yapı yönünden kaynaşmasıyla
oluşan fiillere birleşik fiil denir.

Birleşik fiiller üç grupta toplanır:

1) Özel (Kurallı) Birleşik Fiiller

Bir zarf fiil ve ona eklenen bir fiilden oluşan fiillere kurallı
birleşik fiil denir. Kurallı birleşik fiiller, bitişik yazılır.

Anlam özelliklerine göre dört grupta incelenir:

a) Yeterlik (Yeterlilik) Fiili: Eylemlere “-e bil-"
eklenerek oluşturulan fiillerdir. Bu fiiller değişik anlamlar
taşıyabilir:

Bütün problemleri yapabildim. (yeterlik anlamı)

Yarın size gelebiliriz. (olasılık anlamı)

Yazıyı hazırladıktan sonra gidebilirsin. (izin anlamı)

Bütün söylediklerinden sonra senin yüzüne nasıl
bakabilmiş? (kınama anlamı)

Yeterlik fiilinin olumsuzunda bil- fiili kullanılmaz,
olumsuzluk eki kullanılır.

yapabilir → yapamaz
gidebilirim → gidemem
söyleyebilirsin → söyleyemezsin

Yeterlik fiilinin olumsuzunda bil- fiili kullanılırsa
eyleme “isteğe bağlılık, ya da “elde olmayan
nedenlere bağlılık” anlamı katılmış
olur.

ödeyebilir → ödemeyebilir, (isteğe göre,
ödememe olasılığı vardır.) ödeyemeyebilir
(elinde olmayan nedenlerle eylemi gerçekleştirememe
olasılığı vardır.)
kazanabilir → kazanmayabilir, kazanamayabilir

b) Tezlik Fiili: Eyleme “-iver-” eklenmesiyle oluşan
eylemlerdir; "tezlik, çabucak yapılma, rica" gibi anlamlar
katar.

Kısa sürede yemeği yapıp sofrayı hazırlayıverdim.
(tezlik anlamı)

Sakin sakin konuşurken ağlayıverdi.
(beklenmezlik anlamı)

c) Sürerlik (Süreklilik) Fiili: Eylemlere “-e kal-, -e
gel-, -e git-, -e dur- eklenerek oluşturulan eylemlerdir.
Sürerlik fiilinde eylemin sürekli olduğu, bir süre devam
ettiği anlamı vardır. "-ıp, -ip, -up, -üp" ekiyle türetilmiş
zarf fiillerle de sürerlik fiili yapılabilir.

Bu haksızlıklar sürüp gitti.
Böyle batıl inanışlar süregeldi.
Manzaraya bakakaldık.
Sen gidedur, ben yetişirim.

Süreklilik fiilinin olumsuzu fazla kullanılmaz. 

uyuyakalmış → uyuyakalmamış

d ) Yaklaşma (Yakınlık) Fiili: "-a, -e" ekiyle yapılmış bazı zarf fiillere “-e yaz-” fiilinin
eklenmesiyle oluşan eylemlerdir.
Bu fiillerde eylemin gerçekleşmediği ancak gerçekleşmesine
çok yaklaşıldığı anlamı vardır.

Yaklaşma fiilinin kullanımı yaygın değildir ve olumsuzu
yoktur.

Yürürken taşa takılınca düşeyazdım.
(az kalsın düşüyordum)

Patlama sesini duyunca korkudan öleyazdık.
(az kalsın / neredeyse ölüyorduk)


Tezlik fiilinin olumsuzu iki biçimde yapılabilir:
yapıvermedi
yapıverdi
yapmayıverdi

DİKKAT 

Yeterlik fiilinin olumsuzunda bil- fiili kullanılmaz
olumsuzluk eki kullanılır.

yapabilir → yapamaz
gidebilirim → gidemem
söyleyebilirsin → söyleyemezsin

Yeterlik fiilinin olumsuzunda bil- fiili kullanılırsa
eyleme “isteğe bağlılık, ya da “elde olmayan
nedenlere bağlılık” anlamı katılmış
olur.

ödeyebilir → ödemeyebilir, (isteğe göre,
ödememe olasılığı vardır.) ödeyemeyebilir
(elinde olmayan nedenlerle eylemi gerçekleştirememe
olasılığı vardır.)

kazanabilir → kazanmayabilir, kazanamayabilir...

2) Yardımcı Fiille Yapılan Birleşik Fiiller

Bazı fiiller hem tek başlarına kullanılarak
yüklem olabilir hem de bir isim unsuruyla birleşik fiil
oluşturabilir. Bir isimle birlikte kalıplaşmış olarak kullanılan
bu fiillere yardımcı fiil denir.

"et-, eyle-, ol-, kıl-, buyur-, yap-, bul-" en çok kullanılan
yardımcı fiillerdir.

Aşağıdaki cümlelerin yüklemleri bu kurala göre oluşturulmuş
birleşik fiillerdir:

Tanıştığımıza memnun oldum.

Biraz daha sabretmelisin bence.

Yeni aldığı kitabı kaybetmiş.

Armağanımızı kabul buyurun.

Bu iş için onu yetkili kıldılar.

Bu tür birleşik fiillerin oluşumu sırasında
isim ögesinde bir ses olayı (ses düşmesi,
ses türemesi) olursa iki sözcük birleşik yazılır:
affet-, hisset-, reddet-, zannet-, kaydol-,
kahrol-…

İsim ögesinde herhangi bir ses olayı olmazsa
iki sözcük ayrı yazılır: fark et-, terk et-, arz
et-, yok ol-…

DİKKAT

Yardımcı fiil olarak kullanılan sözcükler
cümlede tek başına bir anlam taşıyorsa yardımcı
fiil değildir, gerçek fiildir.

Aşağıdaki cümlelerde altı çizili sözcükler
yardımcı fiil değildir, tek başlarına bir anlama
sahiptir, cümlede yüklem olarak kullanılmıştır.

Dışarda bir kargaşa oldu. (meydana geldi).

Saat beşte okulun önünde ol. (bulun).

Fırındaki kek henüz olmadı. (pişmedi).

Bu yıl meyveler erken oldu. (olgunlaştı).

Bu el yazması kitap beş yüz lira eder. (değerindedir).


3) Anlamca Kaynaşmış Birleşik Fiiller

Bir veya birden çok isimle bir fiilin anlam veya yapı
yönünden kaynaşıp kalıplaşmasıyla oluşan ve fiil olarak
kullanılan söz öbeğine anlamca kaynaşmış birleşik
fiil denir. Bu birleşik fiilin bir kısmında sözcükler
gerçek anlamlarını kaybetmiştir ve deyimleşmiştir.

Aşağıdaki cümlelerin yüklemleri anlamca kaynaşmış
birleşik fiildir:

Ekonomi uzmanları böyle öngörmüş.

Otobüsün geç kaldığını varsayalım.

Onunla konuşmaktan vazgeçtim.

Çok çalışmaktan hasta düştü.

Öğretmenimiz konuşmaya başlayınca kulak kesildik.

Müfettişin geleceğini duyunca etekleri tutuştu.
Share:

18 Mart 2014 Salı

Dilin İşlevleri

Dilin işlevlerini kısaca ve en özet haliyle anlatmak gerekirse şöyle açıklayabiliriz:

1) Göndergesel İşlev

Dilin bilgi verme işlevidir. Göndergesel cümle veya paragraflar karşı tarafa bilgi aktarma amacı taşır.

Örnek: Yarın hava soğuk olacak.

             Orhun Abideleri 8. yüzyıldan kalmadır.
             Beşiktaş otobüsü saat dokuzda.

2) Alıcıyı Harekete Geçirme

Amaç, alıcının bir işi yapmasını sağlamaktır.

Örnek: Kitaplarınızı açın.

3) Dil Ötesi İşlevi

Dil kurallarıyla ilgili açıklama yapma amacı taşır.

Örnek: Zamirler, ismin yerini tutar.

4) Şiirsel İşlev

Sanatsal bir anlatım söz konusudur.

Örnek: Yaş otuz beş, yolun yarısı eder...

5) Heyecana Bağlı İşlev 

Duygu ve heyecanları dile getirme amacı vardır.

Örnek: Onu çok özlüyorum.

6) Kanalı Kontrol İşlevi

Kanalın iletiyi iletmeye uygun olup olmadığı kontrol edilir.

Örnek : Beni anladınız mı?
Share:

30 Ocak 2014 Perşembe

İSİMLER ( ADLAR ) - 2

Varlıklara Verilişine Göre İsimler 

a) Özel İsimler: Sadece bir varlığa ait, benzeri
olmayan tek bir varlığı ifade eden isimlerdir. Örneğin
"kitap" sözcüğünü duyduğumuzda tek bir varlık değil,
benzerleri olan birçok varlık aklımıza gelir. Ancak,
"Yaprak Dökümü" ismi, tek bir varlığı akla getiren bir
özel isimdir. Aynı şekilde "Ayşe" sözcüğü belli bir türdeki
varlıkların ortak ismi olmayıp, tek bir varlığı karşılamak
üzere kullanılan özel isimdir.

Başlıca özel isimler şunlardır:
1) Kişi adları ve soyadları: Halit Ziya Uşaklıgil,
Mehmet Akif Ersoy, Attila İlhan, …
2) Hayvanlara verilen adlar: Karabaş, Pamuk, Tekir, …
3) Ülkelere verilen adlar: Türkiye Cumhuriyeti,
Fransa, Amerika Birleşik Devletleri, …
4) Millet, boy, devlet adları: Türk, İtalyan; Oğuz,
Kırgız, …
5) Dil ve lehçe adları: Türkçe, İspanyolca; Oğuzca,
Kırgızca, …
6) Din ve mezhep adları: Müslümanlık, Hristiyanlık;
Müslüman, Budist, Katolik, …
7) Yapı, yapıt, gazete ve dergi adları: Orhun Abideleri,
Aşk-ı Memnu, Türk Dili Dergisi, …
8) Kurum ve kuruluş adları: İstanbul Üniversitesi,
Türk Dil Kurumu, …
9) Yer adları (il, ilçe, köy, bölge, semt, cadde,
sokak vb.) ve coğrafya ile ilgili adlar: İstanbul,
Beşiktaş, Taksim Meydanı, Van Gölü, …
10) Kanun, tüzük, yönetmelik, yönerge, genelge adları: Medeni Kanun, Borçlar Hukuku, …
11) Tarihi olay, çağ, dönem; milli ve dini bayramlarla
bayram niteliği kazanmış gün isimleri:
Kurtuluş Savaşı, İlk Çağ, Tanzimat Dönemi; Ramazan
Bayramı, Öğretmenler Günü, 29 Ekim
Cumhuriyet Bayramı, …
12) Gezegen ve yıldız adları: Dünya, Güneş, Jüpiter

DİKKAT EDELİM: "Dünya, Güneş, Ay" sözcükleri gezegen anlamı
dışında kullanılırsa sözcük küçük harfle başlar.
             Odama güneş vuruyordu.

b) Cins (Tür) İsimleri: Aynı türden varlıklara ortak
olarak verilen isimlerdir. Örneğin "çiçek" sözcüğü
belli bir türdeki varlıkların hepsi için ortak kullanılan
bir isimdir.
Cins isimler, özel isimler gibi bir tek varlığı hatırlatmaz.
"insan, elma, çiçek, dolap" gibi isimleri duyduğumuzda
zihnimizde canlanan, türün genelidir.

Tür isimleri, türün hepsini, bireyini ya da bir kısmını
karşılayacak şekilde kullanılabilir.
Örneğin; "çocuk" sözcüğü,
"Çocuk, annesinin elini bırakıp kaçtı." cümlesinde
yalnız bir çocuğu anlattığından özel,
"Çocuk eğitiminde bunlara dikkat etmelisiniz."
cümlesinde ise tek bir çocuğu değil çocuk türünün tamamını
anlattığından genel anlamlı kullanılmıştır.

DİKKAT EDELİM: Bir tür ismi, yalnız bir varlığı anlatacak
biçimde, onun adı olarak kullanılabilir. Bu
durumda özel isim olur.
"Bahçeyi dolduran renk renk lalelerden
gözlerimi alamıyordum." cümlesinde lale tür
ismi,
"Bu konuyu Lale'ye hiç açmayalım."
cümlesinde Lale özel isim olarak kullanılmıştır.

Varlıkların Oluşuna Göre İsimler

a) Somut İsimler: Duyu organlarından biriyle algılanabilen
varlıkları ifade eden isimlerdir. Bu isimlerin
ifade ettiği varlıkların evrende maddesel olarak
karşılıkları vardır.
Örneğin; toprak, kitap, ışık, rüzgâr, insan, ses,
koku, …
b) Soyut İsimler: Duyu organlarıyla algılanamayan varlıkları ifade eden isimlerdir. Madde biçiminde
değil, sadece zihinde var olan ve sezgi yoluyla algılanan
kavramların isimleridir.
Örneğin; düş, sevgi, hayal, ruh, hüzün, korku, …

DİKKAT EDELİM: Somut isimler, kullanıldıkları yere göre
soyut anlam kazanabilir. Örneğin somut anlamlı
"kalp" sözcüğü,
"Kalpsizin biri olduğunu bilmezdim
onun." cümlesinde soyut anlam kazanmıştır.

c) İş ve Eylem İsimleri: Fiil kök ve gövdelerine
"-mak, -mek, -ma, -me, -ış, -iş" ekleri getirilerek yapılan,
eylemlerin adı olan sözcüklerdir.
Örneğin; düşmek, susmak, bulma, atış,
bakış, …

Varlıkların Sayısına Göre İsimler

a) Tekil İsimler: Aynı türden tek bir varlığı, kavramı
karşılayan, çoğul eki almamış isimlerdir.
Örneğin; dağ, kitap, resim, çiçek, …
b) Çoğul İsimler: Aynı türden birçok varlığı, kavramı
karşılayan, "-lar, -ler" çoğul ekini almış isimlerdir.
Örneğin; kitaplar, dergiler, dağlar, çiçekler, …

Çoğul eki cümleye çoğul anlamı katmanın
dışında başka anlamlar da katabilir.
a) Özel isimlere gelip aile anlamı katar:
Bu akşam, Aliler bize gelecekmiş.
b) Özel isme gelip "… ve benzerleri" anlamı
katar:
Bu ülkede daha nice Mustafa Kemaller
yetişecek.
c) Abartma anlamı katabilir:
Odayı kovalar dolusu suyla temizledi.
d) Geniş zaman anlamı katar:
Yazları İzmir'deki yazlığında kalırdı.
e) Yaklaşıklık anlamı katar:
İstanbul'a geldiğinde beş yaşlarındaymış.
f) Özel isme getirilerek aile, boy, millet anlamında
kullanılır:
Osmanlılar, büyük bir imparatorluk kurmuştur.

c) Topluluk İsimleri: Çoğul eki almadıkları, biçim
olarak tekil oldukları halde çoğul anlam taşıyan,
birden çok varlığı, kavramı anlatan isimlerdir. Örneğin;
"millet" sözcüğü tekil olduğu halde birden fazla
varlığı karşılayan, bir topluluğun adı olan bir sözcüktür.
Aynı şekilde "aile, toplum, kurul, komisyon, tabur,
ordu" sözcükleri de topluluk ismine örnektir.
Bir tür adı ad aktarması yoluyla topluluk
adı olarak kullanılabilir.
Bu sınıf yarın sinemaya mı gidiyor?

İsimler uygulaması için buraya bakınız.


Share:

28 Ocak 2014 Salı

İSİMLER ( ADLAR )

İSİMLER ( ADLAR )

Varlıkların, kavramların dildeki karşılıkları olan sözcüklere
isim (ad) denir. Örneğin "kalem" sözcüğünü
duyduğumuzda, aklımıza "yazı yazmaya yarayan araç"
olan kalem varlığı gelir. Aynı şekilde "masa, ağaç" sözcüklerini
duyduğumuzda da bu varlıkları hatırlarız.
"Öyle, böyle, çünkü, oysaki" gibi sözcüklerse bir
varlığı karşılamaz, sadece sözcükler arasında bağlantı
veya anlam ilgileri kurarlar. Bu bakımdan, isim
oldukları söylenemez.
"Yuvarlak masa, kırık kalem" tamlamalarındaki
"yuvarlak, kırık" sözcükleri ise bir varlığı karşılamayıp
sadece bir varlığın niteliğini belirtmek için kullanıldığından isim değil, sıfattır. 

DİKKAT EDELİM: Bir sözcük cümle içinde farklı görevlerde
kullanılabilir. Sözcüğün türü cümle içindeki
bu kullanıma göre belirlenir.

Örneğin; "karşı" sözcüğü, Karşı kıyıya yüzerek geçti. 
cümlesinde, önündeki “kıyı ” sözcüğünün niteliğini
anlattığından  sıfat, Sabaha karşı bir gürültüyle uyandı. 
cümlesinde sözcükler arasında anlam ilgisi kurmak
için kullanıldığından edat, Seni karşımda görünce şaşırdım.
cümlesinde ise isim görevinde kullanılmıştır. 

İsimler, karşıladıkları anlamlar bakımınından şöyle incelenebilir: 

Varlıklara Verilişlerine Göre
- Özel İsimler ( Adlar)
- Cins İsimleri ( Tür Adları) 

Varlıklıların Oluşuna Göre
- Somut İsimler (adlar)
- Soyut İsimler (adlar) 

Varlıkların Sayısına Göre
- Tekil İsimler (adlar)
- Çoğul İsimler (adlar)
- Topluluk İsimleri (adlar)

Devamı için buraya bakınız.
Share:

25 Ocak 2014 Cumartesi

Yapılarına Göre Zamirler

Yapılarına Göre Zamirler  

Zamirler yapılarına göre üç grupta incelenir:

a) Basit Zamirler: Zamir olarak kullanılan kök
halindeki sözcüklerdir: ben, sen, o, bunlar, şunlar, onlar,
biri…

b) Türemiş Zamirler: Bazı zamirlere yapım eki
getirilerek türemiş zamir oluşturulabilir: benimki, sizinkiler…

c) Birleşik Zamirler: İki sözcüğün birleşip kalıplaşmasıyla
oluşan zamirlerdir: birçoğu, hiçbiri, birkaçı, birazı...
Share:

Ek Halindeki Zamirler

Zamir Özelliği Taşıyan Ekler 

İsim çekim eklerinde belirtildiği gibi, iyelik ekleri
ile aitlik eki (-ki) bir ismin veya isim unsurunun yerini
tutabilir. Bu nedenle bu eklere, ek durumundaki zamirler
denebilir.

a) Aitlik eki -ki'ye ilgi zamiri de denir; cümledeki
bir ismin ya da isim unsurunun yerine kullanılır.

Benim ayakkabım idare eder, seninki eskimiş.
(-ki eki "ayakkabı" yerine kullanılmış.)

b) İyelik eklerine iyelik zamirleri de denebilir.
Bu ekler,bir varlığa, kavrama sahip olanı anlatır.
Altı şahsa göre değişen iyelik ekleri, eklendikleri
sözcüklere, "benim, senin, onun, bizim, sizin, onların"
anlamlarından birini katar; bu sözcüklerin yerini tutabilir.

evim (benim ev), kedisi (onun kedisi), dedeleri ( onların dedesi )


Share:

Zamir ( Adıl )

ZAMİRLER

Zamirler, kendileri isim olmadıkları halde ismin
yerine geçerek isim gibi kullanılan sözcüklerdir.
Zamirler, varlıkların, kavramların adı yerine,
cümlede daha önce geçen bir adı karşılayacak bir şekilde
kullanılır.
Örneğin; "Çocukluğumda Ankara'da üç yıl kaldık;
ama daha sonra oraya hiç gitmedim" cümlesinde
"oraya" sözcüğü "Ankara" isminin yerine kullanılmıştır.
"Akşamki konsere Ayşe' yi de çağıralım, belki o
da gelir." cümlesinde "o" sözcüğü "Ayşe" isminin yerine kullanılmış olan bir zamirdir. 

NOT: Zamirler, isimlere gelen çekim eklerini alabilir. Tekil veya çoğul olarak kullanılabilir. 

Zamirler dört grupta incelenir: 

1) Kişi zamirleri 
2) İşaret zamirleri
3) Belgisiz zamirler
4) Soru zamirleri  

1. Kişi (Şahıs) Zamirleri 

• İnsan adlarının yerine kullanılan zamirlere kişi zamiri
denir. Eylemi gerçekleştiren altı şahıs, bunların
adları yerine kullanılan altı şahıs zamiri vardır: 

1. tekil kişi zamiri: ben
2. tekil kişi zamiri: sen
3. tekil kişi zamiri: o
1. çoğul kişi zamiri: biz
2. çoğul kişi zamiri: siz
3. çoğul kişi zamiri: onlar 

• Dönüşlülük Zamiri denen "kendi" sözcüğü iyelik
eki alarak kişi zamirlerinin yerine kullanılan bir
zamirdir.

Kendim yaptım.
Kendin aradın.
Kendisi istemedi.
Kendimiz çözümleriz.
Kendiniz karar verin.
Kendileri bu sonucu hazırladı. 

"Kendi" zamiri kişi zamirleri yerine kullanılmasının
dışında zamirlerin anlamını güçlendirmek (pekiştirmek)
için diğer kişi zamirleriyle birlikte kullanılabilir. 

Sen kendin söyle.
O kendisi gitsin.
Yemeği ben kendim yaptım. 

NOT: Kişi zamirleri isimlerin aldığı çekim eklerini
alarak (iyelik eki dışında) ismin bütün
görevlerini üstlenebilir. Tamlamalarda tamlayan
olabilir.
"ben" ve "sen" kişi zamirleri yönelme
durum eki aldığında ünlü değişimine uğrayarak
"bana" ve "sana" şekline dönüşür. 

2. İşaret Zamirleri 

Varlıkları, kavramları gösterme yoluyla karşılayan,
onların adı yerine kullanılmış zamirlerdir:
Bu, şu, o; bunlar, şunlar, onlar; ora, bura, şura;
öteki, beriki, böylesi, öylesi, öbürü, diğeri… 

Bunu alıp oraya koyar misin?
Ötekileri daha çok beğenmiştim.
Her gün oradan gelmek zor olmuyor mu?
Böylesine güven olmaz.
Bunları ona da söyledin mi?
Onu koltuğun yanına koyalım. 

DİKKAT EDELİM: "o" ve "onlar" sözcükleri hem kişi zamiri
hem işaret zamiri olarak kullanılabilir. Bu
sözcükler insan adı yerine kullanılırsa kişi
zamiri, bir varlığın, kavramın adı yerine kullanılırsa
işaret zamiridir.
Onu buzdolabına koydum.
işaret zamiri
Onun olanlardan haberi var mı? 
kişi zamiri                                                 

DİKKAT EDELİM 2: "Bu, o, diğer, öyle" gibi bazı sözcükler
işaret sıfatı veya zamiri olarak kullanılabilir.
Bu sözcükler isimden önce geldiğinde sıfat,
çekim eki aldığında ise işaret zamiridir.

Öyle insanlara güvenme.
işaret sıfatı
Öylelerine güvenme.
işaret zamiri
Bu sorular zor.
işaret sıfatı
Bunlar zor.
işaret zamiri 

“Bu, şu, o” çekim eki almadan da zamir görevinde
kullanılabilir.
 "Bu taşındır." diyerek Kabe' yi diksem başına. (Mehmet Akif Ersoy)  

3. Belgisiz Zamirler 

Hangi varlığın adı yerine kullanıldıkları açıkça belli
olmayan zamirlerdir:
biri, birçoğu, birkaçı, hepsi, herkes, bazıları, her
biri, çoğu, birtakımı, başkası, kimi, kimileri, hiçbiri,
herhangi biri, hepiniz, öteki, falan, filan, şey… 

Bazıları bu sınava girmedi.
Birkaçı gelip seni sordu.
Yarın hepinizi yemeğe bekliyorum.
Herkes bu konuda beni destekledi. 

DİKKAT EDELİM: Belgisiz sıfatlar tek başlarına kullanıldıklarında veya çekim ekleri aldığında belgisiz
zamir olur. 

Birçok insan umutla bekliyor.
belgisiz sıfat
Birçoğu umutla bekliyor.
belgisiz zamir
Hiçbir soruyu yapamamış.
belgisiz sıfat
Sorulardan hiçbirini yapamamış.
                   belgisiz zamir 

4. Soru Zamirleri 

İsimlerin yerini soru yoluyla tutan zamirlere soru
zamiri denir.
Asıl soru zamiri "kim" ve "ne" sözcükleri ile bunların
ek almış biçimleridir: kimi, neyi, kime, nereye,
nereden…

Bu iş için kimi aramalıyım?
Haberi sana kim verdi?
Ona ne söylemeliyim?

Hangi ve kaç gibi soru sıfatları çekim eki aldığında
soru zamiri olur.
Gelmesine kaç gün kalmış?
               Soru sıfatı
Bugün derse kaçı gelmedi?
                  Soru zamiri
Hangi okula gidiyormuş?
Soru sıfatı
Hangisiydi seninle konuşan?
Soru zamiri              

Bir soru cümlesinde soruyu cevapladığımızda
soru sözcüğünün yerine sıfat
geliyorsa soru sıfatı, zamir veya isim geliyorsa
soru zamiri kullanılmıştır. 

Örneğin,
    Bugün hangisi gelmedi?
    Bugün o gelmedi.
( Soru cümlesinin cevabı zamir olduğu
için soru zamiri kullanılmıştır. )
    Hangi öğrenci gelmedi?
    O öğrenci gelmedi.
( Soru sözcüğünün yerine sıfat geldiği için soru sıfatı kullanılmıştır. )

Ek halinde zamirler için buraya bakınız.

Zamirde Yapı için buraya bakınız.
Share:

Coşku ve Heyecana Bağlı Anlatım

Coşku ve Heyecana Bağlı Anlatım

Coşku ve heyecana bağlı anlatım, kişisel duyguların
mecaz ve soyut anlamlar kullanarak etkileyici bir
şekilde ifade edildiği anlatım türüdür. Coşku ve heyecana
bağlı anlatımda heyecan, mutluluk veya mutsuzluk
ifade eden; dini duyarlılık, derin düşünce, yüceltme
gibi durumları dile getiren ifadeler kullanılır.
Bu metin türlerinin ortak özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

• Coşku ve heyecana bağlı metinlerin çıkış noktası,
yazarın kendi duygu ve düşünceleridir. Yazar,
metnini oluştururken kendi duygularından, yaşadıklarından
yararlanır. Roman ve öykü gibi kurmaca
türlerde yazar, kendi yarattığı bir kahramanın duygu ve düşüncelerini anlatırken, coşku ve heyecana
bağlı metinlerde kendi duygularına yer verir.

• Coşku ve heyecana bağlı anlatım, yazan kişinin
duygularından yola çıkılarak oluşturulduğu için
"ben" ve "biz" zamirlerinden sıkça yararlanılır.

• Coşku ve heyecana bağlı metinlerin yazılış amacı,
duyguları okuyucuya hissettirebilmek, onda
coşku ve heyecan uyandırabilmek ve ona edebi
bir zevk verebilmektir.

• Coşku ve heyecan dile getiren metinlerde iletilmek
istenen anlam kadar metnin hangi sözcüklerle
oluşturulduğu, bu sözcüklerin sağladığı ahenk
de önemlidir. Bu yüzden duygular kafiye, redif, ölçü
gibi ahenk ögeleri kullanılarak dile getirilir ve
bu, anlatılanın daha etkileyici bir şekilde aktarılmasını sağlar.

• Coşku ve heyecana bağlı anlatımlarda değişik
yapıda cümleler kullanarak düz yazıdan farklı bir
anlatım oluşturulması sağlanır. Devrik cümleler,
eksiltili cümleler, soru cümleleri gibi farklı söyleyişler
söyleyişe ahenk katan unsurlardır.

• Coşku ve heyecana bağlı metinler genellikle dilin
şiirsel işlevinden ve heyecana bağlı işlevinden
yola çıkılarak oluşturulur.

• Coşku ve heyecana bağlı anlatım; şiir, şiirsel
özellik taşıyan düz yazı şeklinde yazılan mensur
şiir türünde, roman, hikâye, tiyatro gibi türlerde
kullanılır.

• Coşku ve heyecana bağlı metinler, şiir şeklinde
yazılacağı gibi düz yazı şeklinde de yazılabilir.
Düz yazılarda da coşku ve heyecan bildiren ifadelere
yer verilebilir. Örneğin bir hikâyede veya romanda da coşku ve
heyecana bağlı anlatım kullanılabilir.
Share:

Anlatımda Bakış Açıları

Öyküleyici Anlatımda Bakış Açıları

Edebi metinlerde anlatıcı, üç temel bakış açısının birinden yola çıkarak olay, mekân, zaman ve kişileri anlatır:

1) İlahi Bakış Açısı 

Anlatımda her şeye hâkim olan, kahramanların iç dünyalarına ve zihinlerine giren bakış açısıdır. Anlatıcı, kişilerin gizli kalmış duygu ve düşüncelerini, onların geleceğini,neler yaşayacağını bilir.

2) Kahraman Bakış Açısı 

Metin kişilerinden birinin aynı zamanda metnin anlatıcısı olduğu bakış açısıdır.

3) Gözlemci Bakış Açısı 

Anlatıcının bir kamera tarafsızlığıyla metinde olanları ifade ettiği bakış açısıdır. Anlatıcı,
kişilerin iç dünyasını bilmez, onları dışarıdan gözlemleyen bir kişi gibidir.

ÖRNEK 

1) İlahi Bakış Açısı 

Saat dokuz vapurundan yeni inmişti.
Yağmur yavaş yavaş yağıyordu. "Yine yağmurlu
bir hava …" diye düşündü. Böyle günleri hiç sevmezdi.
Kapalı havalar ona hep sıkıntı verirdi.
İçinde toplantıya geç kalmış olmanın telaşı vardı.
Oysa o gün diğerlerinin de kendisi gibi geç
kaldığını bilmiyordu. "Acele etmeliyim." diye düşünerek hızlı adımlarla yürüdü.

2) Kahraman Bakış Açısı 

O gün vapurdan indiğimde yağmurun
başlamakta olduğunu gördüm. Hemen çantamdan
şemsiyemi çıkardım. Saatime baktım, dokuza
geliyordu, geç kalmak üzere olduğumu düşündüm.
Hızlı hızlı yürümeye başladım.

3) Gözlemci Bakış Açısı 

Vapurdan inen genç kız bir an etrafına
bakındıktan sonra çantasından şemsiyesini çıkarıp
açtı, yürümeye devam etti. Saatine baktı.
Bir yerlere geç kalmış olduğunu düşünmüş olmalı
ki adımlarını hızlandırarak yürümeye devam
etti.
Share:

Pekiştirme Sıfatları

Sıfatlarda Pekiştirme 

Bir sıfat gerektiğinde anlamı güçlendirilmiş şekilde
kullanılabilir. Bu tür sıfatlara pekiştirme sıfatı denir.
Sıfatlarda pekiştirme iki şekilde yapılır:

1) Pekiştirme sıfatı yapmak için, niteleme sıfatının
ilk ünlüsüne kadarki bölümü alınır, buraya m, p,
r, s ünsüzlerinden uygun olanı getirilerek sözcük
tekrar edilir. Böylece bir niteleme sıfatı oluşturulur.

 Örneğin;
 sapsarı üzüm
 apaçık söz
 ipince kazak
 dümdüz yol
 çırçıplak doğa

Pekiştirme sıfatlarında sıfatın başına
eklenen hece ile sıfat arasına bazen bir ünlü
girer.
  yap-a-yalnız insan
  çep-e-çevre orman
  sap-a-sağlam kazak

2) İkilemeler kullanılarak sıfatın anlamı pekiştirilebilir.
       yalan yanlış söz
       ışıl ışıl gökyüzü
       eğri büğrü yol

• İkilemelerin arasına mi edatı getirilerek de pekiştirme yapılabilir.
   güzel mi güzel elbise
   kolay mı kolay soru
   tatlı mı tatlı yemek
Share:

Adlaşmış Sıfat

Sıfatlarda Adlaşma 

Niteleme sıfatları, bir adla birlikte kullanılır.
Önündeki ad kaldırıldığında o sözcük adlaşır. Ayrıca
çekim eki alan tüm niteleme sıfatları da sıfat özelliğini
yitirerek adlaşır. Böyle sıfatlara adlaşmış sıfat
denir.
Adlaşmış sıfatlar, cümlede isim görevindedir.

           Kötüyü sevmem.
            kötü insanları
           Yaşlılar bu havalarda dışarı çıkmasın.
             yaşlı insanlar 

DİKKAT EDELİM: Belirtme sıfatları çekim eki aldığında
adlaşmış sıfat değil zamir olur.

birçok öğrenci → birçoğu
sıfat                     zamir
birkaç kitap → birkaçı
sıfat                 zamir
Share:

24 Ocak 2014 Cuma

Belirtme Sıfatları - 2

Belirtme Sıfatları - 2 

c) BELGİSİZ SIFATLAR:
Varlıkları belli belirsiz belirten sıfatlardır.
      biraz su
      birçok öğrenci
      birtakım olaylar
      her insan
      birkaç kitap
      çok iş
      az para
      bazı sorular
      herhangi bir konu
      kimi insanlar
      nice yıllar
      hiçbir soru  

DİKKAT EDELİM: "Bir" sözcüğü hem belgisiz sıfat hem
sayı sıfatı olarak kullanılabilir. "Bir" sözcüğü
"tek" anlamında sayı bildirecek şekilde kullanılırsa
sayı sıfatıdır, sayı bildirmiyorsa "herhangi
bir" anlamındaysa belgisiz sıfattır.
Bana bir gün sonra gelecekler. cümlesinde sayı sıfatı
Bir gün ben de ona gideceğim. cümlesinde belgisiz sıfattır. 

Belgisiz sıfatlar tek başlarına ya da çekim
eki alarak kullanıldıklarında belgisiz zamir
olur.

Kimi insanlar sorumluluktan kaçar.
Belgisiz sıfat
Kimileri sorumsuzdur.
Belgisiz zamir
Birçok öğrenci bu sınava girmedi.
Belgisiz sıfat
Birçoğu bu sınava girmedi. 
Belgisiz zamir 

d) SORU SIFATLARI
Varlıkları soru yoluyla belirten sıfatlara soru sıfatı
denir.
Soru sıfatıyla sorulan sorulara verilen cevap da
bir sıfattır. Soru cümlesini soru sözcüğünün yerine bir
sözcük koyarak cevapladığımızda bu sözcük sıfat türündendir.

Okulu bitirmene kaç yıl kaldı?
İki yıl kaldı.
Sıfat

Hangi öğrenci bu soruyu cevaplayabilir?
Şu öğrenci cevaplayabilir.
Sıfat

Kaç saat ders çalıştın?
İki saat ders çalıştım.
Sıfat

e) UNVAN VE SAYGI SIFATLARI
Kişi adlarından önce ya da sonra gelerek kişinin
mesleğini, rütbesini, toplumsal konumunu, lakabını
bildiren sözcüklere ünvan sıfatı denir.
       Ahmet Paşa
       Sultan Selim
       Doktor Elif
       Deli İbrahim
       Avukat Dilek  

DİKKAT EDELİM: Sıfatlar isimlerden önce gelir; ancak unvan ve
saygı sıfatları isimlerden sonra kullanılabilir:
       Dün öğretmen Ayşe geldi.
       Dün Ayşe öğretmen geldi.

Adaşmış sıfatlar için buraya tıklayınız.

Pekiştirme sıfatları için buraya tıklayınız.

Sıfat türleri soruları için buraya tıklayınız.

Share:

Belirtme Sıfatları

Belirtme Sıfatları  

Varlığı veya kavramı sayısıyla, gösterme yoluyla,
soru olarak ya da belirsizlik yönüyle belirten sıfatlara
belirtme sıfatı denir.

Belirtme sıfatları 5 grupta incelenir: 

Sayı sıfatları, işaret sıfatları, belgisiz sıfatlar, soru sıfatları, unvan ve saygı sıfatları.

a) SAYI SIFATLARI: Varlıkların, kavramların
sayısal özelliklerini belirten sıfatlara sayı sıfatı denir.

Sayı sıfatları beş grupta toplanabilir: 

1) Asıl sayı sıfatı: Varlıkların sayısını bildiren sıfatlardır.
İsme sorulan "Kaç?" sorusunun cevabı asıl sayı
sıfatıdır.
          iki yol
          üç elma
          yedi öğrenci
          yüz soru

2) Sıra sayı sıfatı: Varlıkların, kavramların sırasını
belirten sözcüklerdir. Sayı bildiren sözcüklere -nci eki
eklenerek yapılır. İsimlere sorulan "Kaçıncı?" sorusunun
cevabıdır.
          ikinci sıra
          üçüncü çocuk
          yüzüncü yıl
          sekizinci soru 

"ilk" ve "son" sözcükleri sıra sayı sıfatı olarak kullanılabilir:
           ilk gün
           son bölüm
           ilk gösteri
           son söz 

3) Kesir sayı sıfatı: İsimleri kesir sayıları kullanarak
belirten sıfatlardır.
            dörtte bir ekmek
            çeyrek elma
            yüzde on zam
            onda iki kâr
            yarım limon 

4) Üleştirme sayı sıfatı: Varlıkları ve kavramları bölüştürme,
paylaştırma anlamı vererek belirten sözcüklerdir.
Sayı bildiren sözcüklere "-ar, -er" ekleri getirilerek
yapılır. İsme sorulan "Kaçar?" sorusunun karşılığıdır.
            üçer kitap
            onar adım
            yedişer lira 

5) Topluluk sayı sıfatları: Bazı sayı bildiren sözcüklere
"-z" eki eklenerek türetilen sözcüklerdir.
           ikiz çocuklar
           dördüz kızlar  

b) İŞARET (GÖSTERME) SIFATLARI 

Varlıkları, kavramları işaret ederek gösterme yoluyla
belirten sıfatlara işaret sıfatı denir.
            bu ev
            diğer araba
            öyle insanlar
            o çocuk
            şu sınıf
            öteki gün
            oradaki dükkan

Bulunma durumu eki (-de, -da) ile birlikte sıfat
yapım eki "ki" yi alan sözcükler bir ismi belirtecek şekilde
kullanılırsa işaret sıfatıdır.
          çiçekteki koku
          elindeki kitap

DİKKAT EDELİM: İşaret sıfatı olarak kullanılan sözcükler
çekim eki alarak kullanılırsa işaret sıfatı değil, işaret zamiri olur.
Örneğin,
Öylesini bulamazsın.
Bunu çok beğendim.
Şurayı temizleyin.
cümlelerinde çekim eki eklenerek kullanılan
işaret sözcükleri sıfat değildir, zamirdir.

Devamı için buraya tıklayınız.
Share:

Niteleme Sıfatları

Niteleme Sıfatları 

1) Niteleme Sıfatları
Bir isimden önce gelerek onun karşıladığı varlığın
renk, biçim, durum gibi niteliklerini bildiren sözcüklere
niteleme sıfatı denir.
        Örneğin; masmavi gökyüzü
                       çalışkan çocuk
                       parlak yıldız
                       kolay soru
                       kırık masa 

DİKKAT EDELİM: "Nasıl?" sorusu fiile veya fiilimsiye sorulduğunda alınan cevap zarf (belirteç) olur. 

Belirtme sıfatları için buraya tıklayınız.
Share:

SIFATLAR

SIFATLAR 

Varlıkları karşılayan sözcüklere isim denir. Örneğin; elbise sözcüğü bir varlığı ifade eden bir isimdir. Bu varlığın çeşitli özelliklerini
söylemek istediğimizde ise sıfatlardan yararlanırız.
Yani, kırmızı elbise, kısa elbise, şık elbise, birkaç
elbise söz gruplarındaki kırmızı, kısa, şık, birkaç
sözcükleri elbise isminin özelliğini anlatmak için kullanılmaktadır.

Bir isimden önce gelip onun karşıladığı varlığın,
kavramın niteliklerini anlatan veya karşıladığı varlığı,
kavramı belirten sözcüklere sıfat denir.

Sıfatların çok geniş bir kullanım alanı vardır.
Çünkü varlıkların sayısız niteliği vardır ve bir varlığın
diğerlerinden ayrılan yönlerini göstermek için sıfat
kullanmak gerekir.

Hiçbir sözcük tek başına sıfat olamaz. Bir sözcüğün
sıfat sayılabilmesi için bir isimden önce kullanılması,
ismi nitelemesi veya belirtmesi lazımdır.

Örneğin; soğuk sözcüğü,  
Soğuk su istiyorum, cümlesinde suyun niteliğini
anlattığından sıfattır.
Bize soğuk davrandı, cümlesinde eylemin niteliğini
anlattığından zarftır.
Çocuğu soğuktan koruyun, cümlesinde bir kavramın
adı olduğundan
isimdir.  

Sıfatlar iki ana grupta toplanır:
1) Niteleme Sıfatları
2) Belirtme Sıfatları

DİKKAT EDELİM: Bir sözcük yalnız niteleme sıfatı almışsa nitelenmiş, yalnız belirtme sıfatı almışsa belirtilmiştir.
Niteleme ve belirtme sıfatlarını birlikte almışsa hem nitelenmiş hem belirtilmiş olur.
            Şu pahalı araba sizin mi?

Her sıfat önündeki isimle bir sıfat tamlaması
oluşturur.
             güzel günler
             tatlı pasta

Konunun devamı için buraya tıklayınız.
Share:

Yasal Uyarı

Bu blogta yer alan içerikler -aksi belirtilmediği takdirde- üzerindeki 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu altında düzenlenen tüm maddi ve manevi haklar eser sahibi olan Özge Şen'e aittir. Söz konusu içerikler eser sahibinin izni olmadan kopyalanamaz, çoğaltılamaz, işlenemez, değiştirilemez veya başka internet sitelerinde ya da basılı veya görsel yayın yapan diğer mecralarda yayınlanamaz.

Copyright ©

Konular

Translate

Recent Posts

Definition List

Pages

Theme Support

MyFreeCopyright.com Registered & Protected